"Mavi Mine" iki kelimeden çok, iki vaat. Çocuğun sınırsız ufku ve içindeki biricik değer.
Mavi; gökyüzünün ve denizin rengidir. Sonsuzluğun, huzurun, sınırsız hayalin rengi.
Çocuğun bakışındaki o ilk merak, ufka uzanan o ilk soru — hep mavidir. Çocuğa "sen büyüyebilirsin, sen düşünebilirsin, sen hayal kurabilirsin" demenin rengi.
Mine; sabırla işlenen, ışıkla parlayan en değerli taşlardan biri.
Her çocuğun içinde böyle bir mine vardır: kendine özgü, biricik, parlatılmayı bekleyen. Bizim işimiz, o mineyi görebilmek ve sevgiyle parlatabilmek.
Çocuğun mavisini kısıtlamayan;
içindeki mineyi sevgiyle parlatan bir okul.
Anaokulu olarak özel inşa edilmiş binamız.
Mavi; bir çocuğun zihninde açtığımız geniş alandır. Dört söz, dört kapı.
Her "neden?" sorusu, bir keşfin başlangıcıdır. Mavi Mine'de merak susturulmaz, beslenir. Çocuğun sorduğu her soruya, sorduğu kadar değer veririz.
Farklılıklara, yeniye, duyguya açık olmak... Çocuklarımız farklı düşüncelerle, farklı bakış açılarıyla buluşur. Açık bir zihin, hayatın tüm renklerine yer açar.
Empati, bir çocuğa öğretilebilecek en kıymetli beceridir. Bir arkadaşının üzüldüğünü fark etmek, paylaşmayı bilmek — küçük yaşta filizlenen büyük bir ahlaktır.
Çocuk; hayal kurmaya, denemeye, yaratmaya cesaret edebildiği yerde gerçekten kendisi olur. Mavi Mine'de her gün yeni bir ilhamın peşinde koşarız.
Mine; bir çocuğun içindeki değerdir. Sabırla, sevgiyle, ince ince işlenir.
Her çocuğun bir marifeti vardır. Bizim işimiz, çocuğun kendi marifetini keşfetmesine alan açmak. Çünkü kendine özgü olduğunu bilen bir çocuk, kendisi olmaktan utanmaz.
Söz incelir, dokunuş incelir, bakış incelir. İncelik; hem kendine hem başkasına saygıdır. Çocuklar nazik bir dilin değerini yaşayarak öğrenir.
"Lütfen", "teşekkür ederim", "özür dilerim"... Nezaket; çocuğa "sen değerlisin, karşındaki de değerli" demenin en sade halidir. Burada öğrenilen nezaket, ömür boyu sürer.
Bir şey öğrenmek emek ister, bir dostluk kurmak emek ister. Çocuklarımız sabretmeyi, denemeyi, vazgeçmemeyi yaşayarak öğrenir. Emeğin değerini bilen bir çocuk, başkalarının da kıymetini bilir.
Mavi Mine bir kalıp değildir; bir ortamdır. Buraya gelen her çocuk farklıdır — kimi sessizdir, gözlemler; kimi koşar, keşfeder; kimi şarkı söyler, kimi kitabıyla bir köşeye çekilir. Biz hiçbir çocuğu "olması gereken" bir şablona sığdırmaya çalışmayız. Tam tersine; her çocuğu kendi haliyle karşılar, kendi hızıyla büyütürüz. Kestel'in tam göbeğinde, çocuğunuza ikinci bir yuva oluyoruz.
Soru sormaktan korkmaz, çünkü burada her soruya kıymet verilir. Her cevap, yeni bir sorunun kapısını aralar.
Denemekten, hata yapmaktan, yeniden başlamaktan çekinmez. Hata, öğrenmenin en doğal parçasıdır.
Birbirine, kendine, doğaya saygı duymayı yaşarken öğrenir. Nazik bir söz, nazik bir dokunuş — burada öğrenilir.
Yaşına göre kendi işini yapmayı, başkasına yardım etmeyi içselleştirir. Sorumluluk yük değil, gururdur.
Hayal kurmaktan, yeni bir şeyler üretmekten zevk alır. Çocuk, doğası gereği yaratıcıdır — biz bu doğayı koruruz.
Çünkü sevildiğini, görüldüğünü, değerli olduğunu bilir. Mutlu çocuk; güvenli çocuktur.
Çocuğunuzu bize emanet ettiğinizde,
biz sadece bir öğrenciyi değil;
bir mineyi kabul ederiz.
Onu bizim gibi yapmak için değil, kendisi gibi olmasına alan açmak için yanına otururuz. Mavi Mine; çocuğun kendisi olmaya cesaret ettiği, sevildiğini bildiği, içindeki değerin sabırla parlatıldığı bir yuvadır.